Yeni Forum
๑۩۞۩ Yeni.Forum.St'e hoşgeldiniz! ۩۞۩๑



Forumumuzdan Tam Olarak Yararlanabilmek İçin Lütfen Üye Olun.
Sadece 10 Saniyenizi Ayırarak Forumumuza Üye Olabilirsiniz...

Eğer mevcut bir üyeliğiniz varsa lütfen alttaki "Üye Girişi" bağlantısına tıklayın.
Üye değilseniz Yeni.Forum.St'i kullamaya hemen başlamak için lütfen
aşağıdaki Kayıt Ol Butonuna Tıklayın üyelik formunu doldurun ve "Gönder"
tuşuna basın.

Yeni Forum

Yeni Forum

 
AnasayfaAnasayfa  GaleriGaleri  SSSSSS  Kayıt OlKayıt Ol  Ziyeretçi Defteri  Dost Siteler  Giriş yap  İletişim  

Paylaş | 
 

 BEN AŞKIMI BEKLERKEN

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
SİTE KURUCUSU
 SİTE  KURUCUSU
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 288
Doğum tarihi : 06/12/87
Yaş : 31
Nerden : uşak
İş/Hobiler : internet
Lakap : SİTE SAHİBİ
Kayıt tarihi : 05/08/08

MesajKonu: BEN AŞKIMI BEKLERKEN   Perş. Eyl. 04, 2008 11:11 pm

BEN AŞKIMI BEKLERKEN


Genç
kız her gün olduğu gibi o günde yolunda giderken düşünceliydi. Zaten
uzun zamandır bu halinden kurtulamamıştı. Düşüncelerinde hep onun
gözleri vardı aklında onun gülüşü ve konuştukları her kelime tekrar
tekrar çınlıyordu. Gözleri baktığı her kişiyi o diye görüyordu yani
aklı oyun oynuyordu hiç oynamadığı kadar. Yürürken sadece yaşamak için
yaşadığını fark etti. Onsuz geçen her günü onu daha da karamsar
yapıyordu, daha çok ızdırap veriyordu, acı çekiyordu. İnsanları,
yaşamayı, mutluluğu, gülmeyi hep onunla özdeştirip sadece onunla var
olduğunu düşünüyordu. O gün yine her zamanki gibi köprünün üstünden
geçiyordu. ?Ah bir dili olsa da konuşsa? acıyla yürüdüğü her adımda
içindekileri anlatabilseydi.
Kalbinde acıdan başka bir şeyi
olmayan bu genç kızın hüzünlerini anlatabilseydi. Her adımda nasıl ağır
ağır yürümek bile içinden gelmeden nasılda zorla yürüdüğünü. Bir
zamanlar sevdiği bir insan olduğunu onun yanında mutluluktan havalara
uçarak yürümelerini, onun gözlerinde bir cenneti var ettiğini, her
kelimesinde bir çocuğun konuşması gibi heyecan ve coşkuyu yakalamasını,
büyük bir aşkla ona sarılmasını...

Şimdi ise o firari
sevgilinin yasını tutuyordu kalbi, daha ne kadar dayanabileceğini
bilmeden. Rüzgar saçlarını okşarcasına ılık ılık esiyordu. Saçları çok
güzeldi uzundu, rüzgarda dağılıyordu. Gözleri dünyanın en hüzünlü
gözlerini taşıyordu, sanki her an bir yağmur tanesi düşecekmiş gibi
bakışları manasızdı. Sadece yaşamak için yaşıyordu. Kendi kendine hep
sorguluyordu hayatı. Neden doğdum? Neden ben varım? Neden onu sevdim?
diye. Keşkeler aklının her köşesinde uçuşuyordu. Keşke doğmasaydım,
keşke var olmasaydım, keşke hiç aşık olmasaydım...

Bazen
denize bakardı köprünün üstünden, deniz ona huzur veriyordu. O engin
mavilik büyük bir yalnızlık ve özgürlüktü onun için. Denizin güzelliği
başka hiçbir güzelliğe benzemiyordu. Geceleri de ayın denize vurduğu
yakamozları görüp aşkını hatırlardı. Tıpkı bizim gibi ! tıpkı bizim
gibi kavuşamayan iki aşık misali diye düşünürdü. Kavuşamayan iki aşığa
benzetirdi onları da. El ele yürüyen iki aşık görse kalbindeki ateşin
bedenini yaktığını hisseder, içinden büyük bir ah geçirirdi. Hiçbir şey
elinde değildi artık.

Oysa eskiden öylemiydi? Hayatı sever,
insanları, yaşamayı, kendini kısacası her şeyi severdi. Aynaya baktığı
zaman gözleriyle göz göze gelmek istemezdi. Çünkü kendi gözlerinde bile
onu gördüğünü düşünürdü. Sır doluydu bakışları, acı dolu, umutsuzluk ve
özlem dolu. Televizyondaki veya radyodaki bütün hüzünlü şarkılar sanki
onun için yazılmıştı. Onları dinlerken hem acı çekiyor hem de bu acıdan
değişik bir haz duyuyordu. Gönüllüydü sanki bunları yaşarken. Bir yerde
güzel bir yazı bulduğunda hem ağlar hem de sonuna kadar okurdu. Artık
kimse ile konuşmuyor, sadece okuyordu. Çok şey öğrenmişti o gittiğinden
beri. Kendini avutmak için anlamlı veya anlamsız her şeyi okuyup dinler
olmuştu, ama büyük bir sessizlikle. Sağır ve dilsiz gibi sadece
yaşayarak. Içinden gelmiyordu biriyle konuşmak, içinden gelmiyordu
mutluluk hakkında konuşmak...

Onu düşündüğü zamanlar
dayanılmaz acılar çekiyordu. Onu unutmam lazım ne olursa olsun onu
unutmam lazım diye geçiriyordu aklından. Onun sevmediğim yönlerini,
beni nasıl kırdığını , onun yüzünden hayatımın dayanılmaz olduğunu
düşünürsem belki onu unuturum diyordu... Ama ne var ki ne zaman onu
düşünse onun hakkında tek bir kötü şey gelmiyordu aklına. Hep güzel
geliyordu halâ güzel hayali. Küçücük bir evi vardı. Gecekondu sayılacak
kadar küçük ama içinde huzur olan bir ev. Evin bir köşesinde duran
sehpanın üstündeki balıkları en çok sevdiği bölümdü onun için. O
balıklara gözü gibi bakardı önceleri. Şimdi ise bakımsızlıktan tek tek
ölmüşlerdi. Yani onlarda bırakmıştı o yalnızlığında büsbütün. Evde
kalabalık olmayacak kadar az kişi vardı. Bir annesi, bir babası, bir de
küçük kardeşi. Onlar bile teselli olamıyordu yaşadıklarına. Aşk hem çok
güzel bir o kadar da acı geliyordu ona. Ama yaşadıkları ona yetiyordu,
hayaller kuruyordu. Belki bir gün, belki bir gün diyerek...

Yine
her sabah olduğu gibi işe gitti, çıkışta o köprünün üzerindeydi ama
bugün farklı olan bir şey vardı onun için kendini uzun zamandır hiç bu
kadar huzurlu hissetmemişti. Bir karar vermişti artık, belki iyi belki
kötü. O güzel saçları rüzgarda savrulurken sanki her şeye son kez bakar
gibi özlemle bakıyordu. Bugün yürümüyordu o köprüde. Sadece durmuş
denize bakıyordu, o çok sevdiği denize. Umutlarını, özlemlerini,
hayallerini düşünerek. ..

Kalabalık bir grup insan başına
toplanmıştı genç kızın. Yarım yamalak aralayabildiği gözleriyle hayal
görüyorum sandı. Vah zavallı kız, neden yaptı? acaba, kim bilir ne
derdi vardı? diyen kalabalığın sesleri yavaş yavaş uzaklaşıyordu
kendinden. Sonunda o çok sevdiği denize, özgürlüğüne kavuşmuştu...

_________________


Misafir İYİ FORUMLAR


{ Forum Kuralları } { Anlık Sohbet Kuralları}


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://yeni.forum.st
 
BEN AŞKIMI BEKLERKEN
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Yeni Forum
 :: AŞK- SEVGİ- KADINCA :: Aşk ve Sevgi Üzerine :: Aşk Hikayeleri
-
Buraya geçin: