Yeni Forum
๑۩۞۩ Yeni.Forum.St'e hoşgeldiniz! ۩۞۩๑



Forumumuzdan Tam Olarak Yararlanabilmek İçin Lütfen Üye Olun.
Sadece 10 Saniyenizi Ayırarak Forumumuza Üye Olabilirsiniz...

Eğer mevcut bir üyeliğiniz varsa lütfen alttaki "Üye Girişi" bağlantısına tıklayın.
Üye değilseniz Yeni.Forum.St'i kullamaya hemen başlamak için lütfen
aşağıdaki Kayıt Ol Butonuna Tıklayın üyelik formunu doldurun ve "Gönder"
tuşuna basın.

Yeni Forum

Yeni Forum

 
AnasayfaAnasayfa  GaleriGaleri  SSSSSS  Kayıt OlKayıt Ol  Ziyeretçi Defteri  Dost Siteler  Giriş yap  İletişim  

Paylaş | 
 

 Türkiyeyi Sevmek İçin Bir Kaç Neden!

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
SİTE KURUCUSU
 SİTE  KURUCUSU
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 288
Doğum tarihi : 06/12/87
Yaş : 30
Nerden : uşak
İş/Hobiler : internet
Lakap : SİTE SAHİBİ
Kayıt tarihi : 05/08/08

MesajKonu: Türkiyeyi Sevmek İçin Bir Kaç Neden!   Cuma Eyl. 05, 2008 11:41 am



Atatürk
Onun hakkında uzun uzun yazmaya gerek yok.Aklımıza gelip de
yazamadığımız daha binlercesine onun sayesinde sahibiz... Her şeyi sana
borçluyuz ATAM.




Sarı tabelalar
İnsana, bir ömrüm daha olsa... Yok yok, bir fazlası bile yetmez...
Birkaç ömrüm olsa... Beni asıl hedefime ulaştıran ana yoldan sapsam...
Şu sarının vaat ettiklerine uzansam... Eski hayatlara ilişsem.
Zenginleşsem... Hayal kursam... Öğrensem... Tekrar kapayınca arabamın
kapısını derin bir oh çeksem... Toprağa daha farklı baksam..." dedirten
sarı tabelalar, bitmek bilmez bu ülkede. Rize'de, Mardin'de, Ankara'da,
Ege'de, güneyde... Sınırsızca karşımıza çıkar... Binlerce yıldır mesela
Amasya'da bir kral mezarını işaret eder, ya da dünyanın en eski
mumyalanmış askerini... Çok hikâyeleri saklar...




İstiklal Caddesi
Bağırış, çağırış, aşk ilanları, aşk kavgaları, koşuşmalar, kaçışmalar,
uyanıklar, şaşkınlar, sokak çalgıcıları, tramvay kovalayanlar, kilise
çanları, kitapçılar, kafeler, barlar, müzik dükkânları, sinemalar,
tarih kokulu binalar, sarhoşlar, seyyarlar, polisler, gösteriler,
kalabalıklar, yalnızlar, mutlular, mutsuzlar... İstiklal'de zamanın
akışı, o an yaşadıklarınızdan başka şeylere konsantre olma
olasılığınızı oldukça azaltır. Bu enerjiyi dünyanın hiçbir yerinde
bulamazsınız.





Nazım Hikmet
Memleketimi seviyorum
Çınarlarında kolan vurdum, hapishanelerinde yattım./Hiçbir şey gidermez
iç sıkıntımı/memleketimin şarkıları ve tütünü
gibi./Memleketim./Bedreddin, Sinan, Yunus Emre ve Sakarya,/kurşun
kubbeler ve fabrika bacaları/benim o kendi kendinden bile
gizleyerek/sarkık bıyıkları altından gülen halkımın
eseridir./.../Memleketim./Ankara Ovası'nda keçiler/kumral, ipekli, uzun
kürklerin pırıldaması./Yağlı, ağır fındığı Giresun'un./Al yanakları mis
gibi kokan Amasya elması,/zeytin/incir/kavun/ve renk renk/salkım salkım
üzümler/ve sonra karasaban/ve sonra kara sığır/ve sonra ileri, güzel,
iyi/her şeyi/hayran bir çocuk sevinciyle kabule hazır,/çalışkan,
namuslu, yiğit insanlarım/yarı aç, yarı tok/yarı esir...




Hababam Sınıfı
Nostaljik tutkumuz. Defalarca okunan masallara doymayan çocuklar gibi,
biz de doyamayız Hababam Sınıfı'na. Yavaşladığında ağlatan,
hızlandığında güldüren efsane müziği; Tarık Akan, Halit Akçatepe, Adile
Naşit, Kemal Sunal, Şener Şen ve Münir Özkul'a ne çok yakışır... Okul
otoritesini bize, yaramazlığı otoriteye sevdirir Hababam Sınıfı. Yeni
versiyonları ise ancak eskilerine sevgimizi artırır.




İnsan
"Ben Tanrı Misafiriyim"
Kapı tık tık tıklatılır. Tanrı misafiri gelmiştir. Galiba bir tek
Türkiye'ye Tanrı misafiri gelir. Türkler, bu dünyada misafir
olduklarını iyi bilir. En azından bilmeleri gerekir. Mevlânâ'dan Müslüm
Gürses'e, hepsinin söylediği bu değil midir? Rakı kebap efsanesi kadar,
Türk misafirperverliği de bilinir. Beş çayı misafirine börek açan
anneden Şeker Bayramı şekeri reklam ailesine, güney ellerinde yüzünü
güneşe vermiş kahve köşesi dedesinden "bozuk yoksa kalsın abla" minibüs
şoförüne, dar sokaklarda hâlâ gazoz kapak oynanan mahallelerinden Doğu
sokaklarında şiir şiir bakan veletlerine ve de Ferrari'sine LPG takan
bilgelerine tabii... "Bir başkadır benim memleketim insanı" diyerek,
seviyor insan Türkiye'yi...




Hamsi
"Hamsi balık değil, ayrı bir mahlukattır."
Karadeniz'de bu sözü sık sık duyarsınız. Hamsi sadece sofraları
süslemekle kalmaz. Şarkılar, türküler, fıkralar, atasözleri onunla
doludur. Hamsisiz bir öğün düşünülemez. Kahvaltıda yenir, reçeli bile
vardır... Buğulamasını, kızartmasını, pilavını, dolmasını yemeğe
doyamazsınız. Artık çiftlik çuprası ve çiftlik levreğinin işgal ettiği
İstanbul ve Ankara'da da, lüks lokantalarda bile deniz tadını veren
ender balıklardan biridir... Sonbaharın başında denizin soğumasıyla
birlikte sahile eder. Şölen marta kadar sürer. Ucuzdur, fakir
yemeğidir... Ama zenginin sofrasından da eksik olmaz.




Türk kahvesi
Üç vakte kadar gelecek umutlarımız saklıdır telvesinde. Aşkımız,
paramız bir Türk kahvesi içimi sonrası beliriverecektir fincanın
içinde. Aslında adı Türk kahvesidir ama Yemen'den gelmiştir bilindiğine
göre. Dini ortamlarda, gece zikirlerinde uyarıcı olarak kullanılmıştır
ilk önce. Kahve, 1550'li yıllarda İstanbul'a geldiğinde, Tahtakale'de
hemencecik bir de kahvehane açtırır kendine. Türk kahvesi denilmesinin
nedeni aslında pişirme yöntemidir. Pişirilip servis edilen Türk
kahvesinin tortusu fincanın dibinde kalır. Zaten çok sevdiğimiz, hiç
değilse ahir hayatta bir kere de olsa baktırdığımız kahve falının
oluşması da bundan, bu "bizim" olan ritüelden değil midir?




Bayramlar
Bayramlar eskiden tekdüze hayatlarımızda bir keyif; siyah beyaz
yaşamlarımıza renk; yoksulluğumuza bir avuntuydu. O yüzden eski
bayramlar çocukluğu hatırlatır; hüzünlüdür biraz. Şimdi, bayramlar eski
ihtişamından yoksun. Ama onun da çaresini bulduk: Tatiller... Hele ki 9
günlükleri... Söylesenize kuzum, böyle tatil kaç millete nasip ki?




Mardin
Müslüman'ından Süryani'sine, Yakubi'sinden Yezidi'sine farklı
mezheplerin yıllardır bir arada yaşadığı, Mezopotamya ile Anadolu
arasındaki köprü Mardin. Onu özel yapan ise, hem başta saydıklarımız
hem de binlerce yıllık tarihi taş evleri, hanları, medreseleri, cami ve
kiliseleriyle açık hava müzesi oluşu. Zaten yalnızca biz değil, kenti
"Dünya Mirası Listesi"ne alan UNESCO da böyle düşünüyor.




İstanbul'un kuleleri
Bizim için en yüksek bina 1980'ler ortasında gösterilen "Kartallar
Yüksek Uçar" dizisindeki Karayolları'nın 12 katlı binasıydı. İstanbul
Zincirlikuyu'da yükselen bu bina, artık Levent-Maslak hattında yer alan
gökdelenler içinde ufacık kalıyor. Hızla "modernleşmeye" başladığımız,
1990'ların ortasından beri, sıra sıra onlarca gökdelen yükseldi
İstanbul semalarına. Yeni gökdelenler, yeni alışveriş merkezleri ve
bütün bunlar yeni insanlar yarattı. Belki de Türkiye'nin son 20 yılda
geçirdiği değişimi, ekonomik büyümeyi görmek için istatistiklerdeki
renkli grafiklere değil, şehrin modern mahallesi Levent'teki
gökdelenlerin yüksekliğine bakmamız gerekiyor...




Çay simit
Taşfırından yeni çıkmış, meşe odunuyla pişirilmiş, buharıyla elimizi,
ağzımızı yakan simitlerin yanında semaverlerde demlenmiş kıpkırmızı bir
çayı reddeden muhtemelen Türk değildir. Bir yerlerde çay demliyse,
yakınından mutlaka bir de simitçi geçiyordur. Eğer geçmiyorsa, orası da
Türkiye değildir.




Şehir hatları vapuru
Bir İzmir ve İstanbul ayrıcalığı... İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin,
yeni modeline tek başına karar vermekten ürktüğü... Katılımcı
hemşerilerin çokluğuna bakan bir yabancının "Ne aktif bir halk...
Seçimler böyle demek..." yanılgısına düşeceği narin kuğular onlar...
Gelin gibi süzülürler... Kordon Boyu'ndan Karşıyaka'ya geçerken, karaya
kurumla bakarlar... Güzel İzmir artık kendileridir çünkü... Adalara,
Modalara, Kavaklara, Fenerlere götürürler... Elli yaşını aşmış koca
bebekleri hâlâ heyecanlandırarak... "Taa uzaktan bak bak Paşabahçe...
Bu da Fenerbahçe..." dedirtir, soylu burunlarından tanınırlar... Oyun
gibidir yolculuk, çay, tarak ve toka satışları... Düdüklerini kıskanan
martılar korosu eşliğinde, hep güzel yerlere götürürler


alıntı

_________________


Misafir İYİ FORUMLAR


{ Forum Kuralları } { Anlık Sohbet Kuralları}


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://yeni.forum.st
 
Türkiyeyi Sevmek İçin Bir Kaç Neden!
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Otomobil Terimler Sözlüğü

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Yeni Forum
 :: TÜRKİYEMİZİ TANIYALIM :: Türkiye Resimleri
-
Buraya geçin: